Frig Yürüyüş Yolu
Birlik Tüzüğü
Frigler
Frig Vadileri Fotoğraf Yarışması
360 Derece Sanal Tur
Müze ve Örenyerleri
Şifalı Frigya
Frig Vadisinden Haberler
 

Afyonkarahisar
Eskişehir
Eskişehir İlinden Fotoğraflar
Kütahya
1.Frig Vadileri Fotoğraf Yarışması
2. Frig Vadileri Fotoğraf Yarışması
1. Dağ Bisikleti Yarışları
31 Ekim 2010 Tarihinde Düzenlenen 1. Frig Vadileri Dağ Bisikleti Fotoğrafları
Frig Yürüyüş Yolu

Afyonkarahisar Eskişehir
Kütahya
AFYONKARAHİSAR ESKİŞEHİR KÜTAHYA
 

Şifalı Frigya

 

ANTİK DÖNEMDEN GÜNÜMÜZE KAPLICALAR ve
AFYONKARAHİSAR DA KAPLICA KÜLTÜRÜ TARİHİ
 
 
Mevlüt ÜYÜMEZ
Arkeolog, Afyonkarahisar Müze Müdürü
 
Ahmet İLASLI
Arkeolog, Afyonkarahisar Müzesi Uzmanı
 
 
Su, günümüzde olduğu gibi antik dönemlerde de hayati önem taşımaktaydı. Yerleşim alanları seçilirken bu özelliği taşıyan yerler öncelikli olurdu. Suyu günlük hayatın her bölümüne aktarabilmek için geliştirilen özel su kanalları, sulama sistemleri ile ilgili kalıntılar günümüze kadar ulaşmıştır.
 
Antik dönemlerde özellikle doğal sıcak su kaynaklarına özel önem verilmiştir. Bu tür kaynaklar hem maliyetsiz ve zahmetsiz temizlik hem de bir çok hastalığın tedavisi gibi çok cazip olanaklar sunması nedeni ile gereken değeri görmüşlerdir. Kentler, bu tür kaynakların çevresine kurularak hastalıkların tedavisi amacı ile özel kaplıcalar inşa edilmiştir. Bunların inşasına özel önem verilmiş ve gerekli görülen hiçbir konfordan kaçınılmamıştır.
 
Roma ve Bizans dönemlerinde Hippocrates başta olmak üzere tıp bilimi ile uğraşan pek çok hekim, doğal sıcak su kaynaklarının tedavi amacı ile kullanılmasında önemli adımlar atmışlardır.
 
Başlangıçta sadece temizlenme aracı olarak kullanılan doğal sıcak su kaynakları, tedavi edici ve iyileştirici özelliklerinin de keşfedilmesiyle, antik dönemlerden günümüze kadar kaplıcalar olarak da kullanılmıştır. Bu yönü öyle itibar görmüştür ki günümüzden yaklaşık 2000-2500 yıl öncesinden itibaren kalan mimari kalıntılar, İspanya’dan Suriye’ye, İngiltere’den Kuzey Afrika’ya kadar Anadolu dahil çok geniş bir coğrafi alan üzerine yayılmıştır.
 
Doğal sıcak su kaynakları bir çok farklı terim ile ifade edilmektedir. Bu terimler genellikle Grek ve Roma kökenlidir ve günümüze kadar da gelmişlerdir. Thermae, kelimesi Türkçeye “Termal” olarak geçmiş Grek kökenli bir kelimedir ve doğal sıcak su kaynakları ve kaplıcalar için kullanılmıştır Yine kaplıcalar için kullanılan bir diğer kelime ise Spa’dır. Bu kelimenin kökeni kesin olmamakla birlikte, Latince “Sanitas Per Aquas” (sudan gelen sağlık/iyilik) kelimelerinin baş harflerinden alındığı düşünülmektedir Bu harflere, bazı Roma hamamlarının mermer duvarları üzerine rastgele kazınmış şekilde de rastlanmıştır Tedavi amacı ile doğal sıcak su kaynaklarının banyo kürleri olarak kullanılması da balneoterapi, spa terapi ve hidroterapi gibi farklı isimler almıştır. Balneoterapi, küratif, preventif ve rehabilitatif amaçlarla kullanılan çok eski ve geleneksel yöntem olarak günümüzde varlığını sürdürmektedir .
 
 
 
Türkiye’de Antik Dönem Kaplıcaları;
 
Ülkemiz, genç tektonik hareketlerin etkisi ile fayların, volkanik alanların, aktif deprem kuşaklarının bulunduğu bir hat üzerindedir. Bu nedenlere bağlı olarak doğal sıcak su kaynakları bakımından oldukça zengindir. Sıcak su kaynaklarının sayısı 1500’ün üzerindedir. Bu zenginlik, ilk çağlardan beri Anadolu’da yaşayan kültürlerin dikkatini çekmiş ve hemen her dönem, sıcak su kaynaklarından faydalanılmıştır. Antik dönemlerde yaygın olan kaplıcalara ait komplekslerin kalıntıları günümüze kadar ulaşmıştır. Hatta 2000 yıl önce kullanılan sıcak su kaynakları, günümüzde bile hala kullanılmaya devam etmektedir.
 
Anadolu’da antik dönemlerden beri kullanılmakta olan bir çok kaplıca bulunmaktadır. Bunlara Trakya’dan Doğu Anadolu’ya kadar hemen her bölgede rastlamak mümkündür. Günümüzde bile hala kullanılan antik dönem kaplıcaları içinde en bilinenleri ise şunlardır:
Pamukkale (Hierapolis)
Paşa Ilıcası (Allianoi)
 
Pamukkale ve Paşa Ilıcasından başka, ülkemizin daha bir çok bölgesinde antik dönemlerden beri kullanılmakta olan kaplıcalar vardır:
Aydın: Kuşadası suları
Denizli: Pamukkale ve Tekkeköy Ilıcası
İzmir: Balçova termal kaplıcaları,Bademli Ilıcası, Güzellik kaplıcası, Paşa Ilıcası, Haydar Ilıcası
Çanakkale: Antik dönemlerde adı “Angonia” olan Hırdırlar kaplıcası
Kocaeli: Tuzla içmeleri
Ordu: Sarmaşık kaplıcaları
 
 
Afyonkarahisar: Antik kaynaklarda “Aqua Germ” olarak geçen Ömer-Gecek, Sandıklı, Gazlı Göl (Antik kaynaklarda”Aslanlı Su Kaynağı Köyü” anlamına gelen “Leontos Kome” olarak geçmekte ve bu adı çok yakın olduğu Frig kaya anıtları üzerindeki aslan kabartmalarından aldığı belirtilmektedir.) ve Antik dönemde “Agros Thermon” olarak bilinen Hüdai Kaplıcaları
 
Bursa: “Pythia thermae” olarak bilinen Yalova-Termal, Oylat ve Roma İmparatoru Justiniaus tarafından yaptırılan Çekirge Kaplıcaları
Balıkesir: Manyas ve Gönen Kaplıcaları
Ankara: Kızılcahamam Kaplıcaları
Muğla: Sultaniye Kaplıcaları
Yozgat: Sarıkaya Kaplıcaları
Uşak : Aksaz Kaplıcaları
Samsun: Ladik Kaplıcaları
 
İlk çağlardan beri insanların dikkatini çeken doğal sıcak su kaynakları, antik dönemlerde temizlik, ruhsal dinlenme ve özellikle de tedavi amaçlı kullanılmıştır. Bu kaynaklar, bir yandan zahmetsiz temizlik sağlarken, diğer yandan yorgun ordular için dinlenme ve moral kaynağı olmuş, yaralanan askerler buralarda tedavi edilmiş aynı zamanda da bir çok hastalığın iyileştirilmesi amacıyla bu kaynaklardan faydalanma yoluna gidilmiştir. Tedavi amacı ile kullanılırken, ya kompresler, ya içme ya da banyo kürleri şeklinde uygulanmıştır. Soyunma odaları, soğukluk, ılıklık, sıcaklık, tuvaletler ana kaplıca yapısının öğeleridir. Bu özellikleri ile binlerce yıl boyunca farklı kültürlerden nesilden nesile aktarılarak “Türk Hamamı” olarak bilinen günümüz hamam yapılarının öncüleri olmuşlardır.
 
Özellikle Roma döneminde İspanya ve İngiltere’den kuzey Afrika’ya kadar yayılan kaplıca kültürü üst düzeye ulaşmıştır. Therma adı verilen, binlerce kişi kapasitesine sahip, görkemli ve gösterişli Roma dönemi kaplıca komplekslerinde ayrıca, kütüphaneler, tiyatro ve sergi salonları, eğitim odaları, spor sahaları gibi pek çok faaliyetin aynı anda yapılabileceği mekanlar da yer almaktadır.
 
 
 
 
AFYONKARAHİSARDA KAPLICA KÜLTÜR TARİHİ;
 
Türkiye, doğal sıcak su kaynakları bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Uygarlıkların beşiği olan ülkemizde, antik dönemlerden günümüze ulaşan pek çok kaplıca yapısı vardır. Bu kaplıcalar binlerce yıllık bir kaplıca kültürünün günümüze ulaşan yansımaları ile hala kullanılmaya devam edilmektedir. (ÇAKALGÖZ, S.)
 
Şifalar ülkesi Frigya Salutaris’in (Şifalı Frigya) şifa kaynağı olan sıcak suları efsaneye göre ilk kez Frig kralının kızının Gazlıgöl’deki termal kaynağa girip vücudunu kaplayan çıbanların iyileşmesiyle insanlara şifa dağıtmaya başlamıştır. (YÜKSEL, İ.) Termal kaynaklar, o gün bugündür insanların bazı hastalıklara karşı şifa aradıkları yerler olma özelliğini sürdürürken, günümüzde önemleri giderek artmaktadır. Çünkü termal suların içerisinde bulunan çeşitli mineraller, insan vücudunun gerek duyduğu çoğu maddeleri içermektedir.
 
İnsanlar için soğuk ve sıcak su kaynakları, bir yaşam kaynağıdır. Susuz yaşayamayan insanoğlu, bu yaşamsal sıvıyı içmesinin yanı sıra her türlü temizliğini sularla yapmaktadır. Bu nedenle su kaynaklarına çok önem vermişler, oraları çok iyi savunmuşlar, hatta savaşmışlardır. Bunun son örneği, geçtiğimiz yıllarda Çay ilçesinin Karamık ve Koçbeyli beldeleri arasında yaşanmıştır. Emirdağ ilçemizin Roma dönemi köyleri arasında böyle bir mücadelenin olduğu da yapılan araştırmalarla ortaya çıkarılmıştır. (DREW BEAR, T. 1992)
 
Hititler, su kaynaklarını kutsal saymışlar, tanrının verdiği bu nimetler için oraları tapınım yerlerine dönüştürmüşlerdir. Bu düşünce, günümüze kadar uygulanagelmiştir. Frigler, Gazlıgöl sıcak su kaynağını, kaplıcaya dönüştürmüşlerdir. Halk, zamanla bu kaplıcayı Tanrıça Kübele’nin aslanlarıyla anar olmuş ve Leonto Kome (Aslanlı Su Kaynağı Köyü) olarak adlandırmıştır. (DREW BEAR, T. 1992)
 
Yine Sandıklı ovasındaki sıcak su kaynağındaki kayalık üzerinde, Frig kaya basamakları ve su çukurları Afyonkarahisar Müze Müdürlüğü uzmanlarının çevrede yaptıkları inceleme sırasında belirlenmiştir. (IŞIK, F. 1991) Ovadaki Roma dönemi Pentapolis kentlerinden olan Hieropolis (kutsal kent) adını bu sıcak su kaynağının yakınında kurulmasından almıştır. Yine bu dönemlerde sıcak suyun, aziz Aberkios’un dualarıyla ortaya çıktığı mucizesine inanılmaktadır ve adı Agros Thermon‘dur.(GÖNÇER, S. 1971) Bu nedenle bu yöreye Frigya Salutaris (Şifalı-Sağlık veren Frigya ) denilmektedir.(GÖNÇER, S. 1971) Bu kutsallık günümüzde de sürdürülmekte ve adı, Hüda ile ilgili anlamına gelen Hüdai kaplıcasıdır.(İLASLI, A. 2002) Ömer-Gecek kaplıcasına Aguage Germ denilmektedir.(DREW BEAR, T. 1992) Geç Roma, Erken Bizans dönemine ait yerleşimin olduğu tarafımdan belirlenen Heybeli kaplıcasına halkımız, Kızılkilise de demektedir. Türk yerleşiminden önce burada kilise olması gerek ki, bu ad verilmiş olsun.
 
Frigler döneminden itibaren yaklaşık 2700 yıldır varlığı bilinen kaplıcalar, aslında Eski Tunç çağından beri biliniyor ve kullanılıyor olmalıdır. Çünkü Gazlıgöl karayolu kavşağındaki petrol satış istasyonunun bulunduğu Karaoğlan höyüğünde Afyonkarahisar Müze Müdürlüğünce yapılan kurtarma kazısı sonucunda, Eski Tunç II. dönemine ait surla çevrelenmiş kale özelliğinde bir yerleşim yeri bulunmuştur (İLASLI, A. 1992) ve bu çalışma ile kaplıcaların yaklaşık 4500 yıllık bir tarihi belirlenmiştir.
 
Eski Tunç çağından beri varlığı bilinen sıcak su kaynaklarımız, Frig döneminde, insanların kullandığı kaplıcaya dönüşmüşlerdir. Gazlıgöl ve Hüdai kaplıcaları bu dönemden itibaren insanların şifa aradığı ve bulduğu yerlerdir. Roma döneminde temizliğe önem verilmiş olması nedeniyle hamam kültürü çok gelişmiş dolayısıyla kaplıcalarımız da yoğun ilgi görmüştür. Kaplıcalarımıza bu dönemde adlar verilmesi, bunun birer kanıtıdır. Bugün bildiğimiz kaplıcalarımız bu dönemlerden beri bilinmektedir. Bizans döneminde yıkanma kültürü yok denecek kadar azdır.(UÇANKUŞ, H.T. ) Yalnızca şifa aranan yerdir, Heybeli kaplıcasında olduğu gibi. Şifa bulan biri tarafından, burada kilise yapılmış olmalıdır.
 
Türklerin egemenliğinden sonra buralarda Türk hamamları yapıldığı yaptığımız incelemelerle belirlenmiştir.(Afyonkarahisar Müzesi Arşivi) Roma hamamlarındaki havuzların yanına kurma eklenerek yapılan bu hamamlar hastalar için şifa kaynağı olmakla birlikte, hasta olmayan insanlar için de, vücudu dinlendirmek, hastalığa yakalanmama gibi nedenlerle şifa olsun düşüncesiyle gidilen yerlerden olmuşlardır. Genel kullanım amacıyla herkese açık olan bu kaplıcaların yakınlarında, günümüzde kısa süreli şifalardan yetinmeyen kişilerce özel şifa evleri (kaplıca konutları) yapılmaktadır. Çünkü insanlar sürekli şifa aramaktadır artık. Bu şifayı da farkında bile olmadıkları, şifalı ülke olan, bu diyardan alacaklardır.
 
 
 
 
 
Afyonkarahisar İlinde Bulunan Kaplıcalar;
Gazlıgöl Kaplıcaları  Afyonkarahisar - İhsaniye karayolu üzerindedir. Afyonkarahisar iline 20 km mesafede bulunmakta
Heybeli Kaplıcaları  Afyonkarahisar- Konya karayolu üzerindedir. Afyonkarahisar'a 30 km. uzaklıktadır.
Ömer Kaplıcaları Afyonkarahisar- Kütahya karayolu üzerinde Afyonkarahisar il merkezine 15 km. uzaklıktadır.
Hüdai Kaplıcaları Afyonkarahisar Antalya Karayolu 65. km sinde ve Sandıklı İlçesine 5 km mesafede dir.
Gecek Kaplıcası Afyonkarahisar-Kütahya karayolu ile Afyonkarahisar-Uşak-İzmir demiryolu üzerinde , il merkezine 15 km. uzaklıkta bulunmaktadır.
 
Yurdumuzun yapısından dolayı birçok kaplıca oluşmuştur. Bunlar sıcaklıkları bakımından ,içinden bulunan mineralleri bakımından ve şifa verdiği hastalıklar bakımından farklılıklar göstermektedir.Yurdumuzda , kaplıca denilince ilk aklımıza gelen illerden biriside Afyonkarahisar'dır . Çünkü hem kaplıca sayısı fazla hem de sularının sayısı yüksek derecede olduğu için tercih edilmektedir. Ayrıca kaplıcaların şehir merkezine yakın olması ve kaplıcaların etrafında bulunan tesislerin fazla olması diğer tercih sebepleri arasındadır. Günümüz de modern bir anlayışla insanların hizmetine sunulmaya çalışılan kaplıca işletmeciliği, yerli ve yabancı binlerce insana sağlık açısından hitap eden turizm sektörü haline gelmeye başlamıştır.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
KAYNAKLAR
 
Afyonkarahisar Müzesi Arşivleri
 
ÇAKALGÖZ, Sema, Öğretim Görevlisi, Ege ÜniversitesiBergama Meslek Yüksekokulu Restorasyon-Konservasyon
 
DREW BEAR, Thomas “Frigya Bölgesinde Üç Köy”, IX. Araştırma Sonuçları Toplantısı (Çanakkale 27-31 Mayıs 1991), Ankara 1992, s. 165 vd.
 
DREW BEAR, Thomas “Grek ve Roma Dönemlerinde Afyonkarahisar” Afyonkarahisar Kütüğü, I, AKÜ, Afyon 2001, s. 97 vd.
 
GÖNÇER, S. Afyon İli Tarihi, I, İzmir 1971, s.172 vd, 208 vd; Drew Bear, a.g.m., s.100
 
IŞIK, Fahri, “Karahisar ve Pentapolis’te Görülmeyen Kybele İzleri” 2.Afyonkarahisar Araştırmaları Sempozyumu Bildirileri (3-4 Mayıs 1991) Afyon, s.94 vd.
 
İLASLI, A. “Afyonkarahisar Yer Adları”, VI .Afyonkarahisar Araştırmaları   Sempozyumu Bildirileri, (10-11 Ekim 2002), Ankara 2003, s.269.
 
İLASLI, A. “Karaoğlan Kurtarma Kazısı”, II.Müze Kurtarma Kazıları Semineri (29-30 Nisan1991, Ankara) K.B.A MGM’ya Ankara 1992, s.95 vd.
 
UÇANKUŞ, Hasan Tahsin, Anatanrıça Kübelenin ve Kral Midas’ın Ülkesi Phrigia (Kültür Rehberi), T.C.K.B. Yayını, Ankara, s.369.
 
YÜKSEL, İbrahim Şifalı Frigya , AKÜ Eğitim Sağlık ve Bilimsel Araştırma Vakfı, s. 12.
 
 
 
 
 
 
360 derece sanal tur


UNESCO
Kültür ve Turizm Bakanlığı
Afyonkarahisar Valiliği
Eskişehir Valiliği
Kütahya Valiliği
Anadolu Üniversitesi
Dumlupınar Üniversitesi
Kocatepe Üniversitesi
Kral Midas ve Frigya Kültür Merkezi
Afyonkarahisar Doğa Sporları Kulübü
Eskişehir Fotoğraf Sanatı Derneği

İletişim
 

E-posta listemize üye olarak etkinliklerimizden ilk siz haberdar olabilirsiniz
Ad, Soyad:
E-Posta:  
 

 
     
Bu site içerisinde yer alan metin ve görseller Frigya Kültürel Mirasını Koruma ve Kalkınma Birliği tarafından sağlanmaktadır.
Sitede yer alan veriler bilgi amaçlı olup resmi nitelik taşımamaktadır. Her hakkı saklıdır. 2010 ©